-- Düşünce, Fikir, Fütüristik, Genel, Robotik

Akıllı Otomobiller ve Etkileri

Merhabalar,

Otonom sistemler üzerine giriş yaptığım makaleye şuradan ulaşabilirsiniz. Genel bir giriş sonrası akıllı otomobil düşüncelerine bir devam yazısı yazmak istedim.

  • İşletim Sistemi (sCOS : Smart Car OS)

Otonom otomobiller doğrudan insanların sağlık/can güvenliğini etkileyebileceği için standart yazılımlarla yönetilemezler.  Bu alanı, hem yasal, hem insani yaptırımlar bekleyen bir alan olarak görüyorum. Doğal olarak, bu yaptırımlar gerçekleştiğinde, belirli standartlar oluşturulacak ve küçük-orta boy firma/ürünlerin yaşayabileceği bir alan olma ihtimali bir hayli düşük olacaktır.  Sadece büyük firmalar hizmet üreticisi olarak konumlanacak ve devletlerin iznine tabi olacaklardır. Çünkü akıllı otomobiller, cep telefonundan daha kritik ve stratejik bir teknolojik başlıktır.(Örn; Sıradan bir otomobil üretmek dahi, yüzlerce kural ve standarda uygunluk gerektirir.)

Milli bir savaş uçağınız olması için, öncelikle işletim sisteminin sizin kontrolünüzde olması gerekir.

İşletim sistemi pazarında geçmişten günümüze belirli çalışmalar mevcut. Hepimizin bildiği, Windows işletim sistemi PC(Personel Computer) için tasarlanmış ve öyle de kalmıştır. Her ne kadar endüstriyel ve robotik denemeleri yapılsa da, Windows bu alanlara tam olarak uyum sağlayamadı ve tercih edilmedi. Şahsen Windows’un kısa ve orta vadede akıllı otomobil piyasasına girebilecek ve tutunabilecek bir işletim sistemi olacağını düşünemiyorum. Windows’a rakip olabilecek 3 büyük işletim sistemi mevcut; Linux, Android ve iOS.

BlackBerry’nin akıllı otomobil çalışmalarından önceki yazımda bahsetmiştim, ancak bunlar işletim sistemi odaklı çalışmalar değil, kokpit alt yapısı için geliştirilen bir çözümdü. Ve BlackBerry kokpit odaklı otonom araç konseptini sattı! Yapay zeka odaklı bir otomobil beyni üretme çalışmalarına da rastlamadım.

Bu 3 işletim sistemini de elemeye tabi tutarsak, iOS’un her ne kadar mobil cihazlarda başarılı olduğunu düşünsek de, Apple teknik ekibinin bir çok ürünlerinde yaptığı AR-GE hatalarından dolayı, böyle kritik bir alanda düzgün bir ürün çıkarması zor ve uzun vadede mümkün görünmüyor. Ancak, tabi ki Apple firması 2020 civarı satışa sunmak istediği Apple Car isimli aracı için iOS kullanmak isteyebilir. Apple firması Apple Car otomobilini resmi olarak açıklamasa da bir çok otomobil konusunda uzman mühendisi ekibine katarak ve apple.car, apple.auto gibi domain’leri satın alarak niyetini belli etmiş ve piyasada ‘herkesin bildiği sır’ olarak tanımlanmaktadır. Ancak, nihai olarak iOS’un sadece Apple Car da kullanılabileceğini ön görüyorum. Şuan telefonlarda dahi sadece kendisine çalışan Apple, iCar işletim sistemini başkasına kullandırması düşük bir ihtimal. Bu nedenle Apple’ı da eleyelim.

Güncelleme : Apple, Apple Car projesinden vazgeçmiş gibi görünüyor. Akıllı otomobil üretme fikrinden ziyade bu alanda çözüm odaklı ürünler geliştirmeye doğru eğilim gösterdi.

os

Android işletim sisteminin gerek açık kaynak olması, gerek tüm Dünya’da yaygın olarak kullanılması bu işletim sisteminin bir kaç adım öne çıkmasını sağlıyor. Cep telefonları, tabletler, bilgisayarda aktif olarak kullanılmasının yanı sıra Android Car ile kokpit tarafından eğlence odaklı bir mimari ve Android Wear ile giyilebilir teknolojiler alanında da varlığını ciddi olarak gösteriyor. Peki “Android şuan gerçek bir Smart Car alt yapısını karşılayabilir mi” diye sorabilirsiniz. Şuan bunu yapabilecek bir alt yapıya sahip olduğunu düşünmüyorum. Bunun teknik bir çok nedeni var, ancak temel anlamda Android zaten Linux üzerine kurulmuş bir mimari sunuyor, o halde Android ile Google’a bağlı olmak gerçekten gerekli mi? Google ile çalışan bir çok araç üreticisi olacaktır ancak buna ciddi anlamda karşı çıkacak daha güçlü projelerin oluşacağını ön görüyorum. Son olarak, Android’in Windows’dan tek farkı, mavi ekran vermemesidir. Ancak, Real-Time olmayan bir işletim sisteminin(Windows, Android, iOS vb…) bu alanda kullanılması mümkün değildir.

Linux, Unix çekirdeği üzerine geliştirilen ve Dünya’nın en çok tercih edilen ve gelişmiş açık kaynak işletim sistemi olma ünvanını elinden bir an olsun düşürmeyen, tüm Dünya’da topluluklar tarafından gönüllülük esasına göre geliştirilmesi devam eden bir yazılımdır. İşletim sistemi ve yazılım alanında bir çok konuda öncü olduklarını söyleyebiliriz. Dünya’nın en gelişmiş süper bilgisayarları listesini araştırırsanız %98’inde Linux kullanıldığını görebilirsiniz. Ayrıca gömülü sistem, yani elektronik, mini cihazlar, ileri seviye teknoloji gerektiren savunma, uzay, robotik ve endüstriyel gibi bir çok zorlu alanda kendini uzun yıllardır ispatlamış ve tecrübe etmiştir. Tabi uzay ve savunma gibi alanlarda kullanılan Linux bir PC Linux’u değildir. Önceki yazımda belirttiğim gibi RTOS mimariye sahiptir. Sonuç olarak incelediğimizde otomobil teknolojilerinde zaten akıllı olmasa da, mimari olarak kullanılan işletim sistemi Linux’tur(kısmen Unix). Böyle olmaya da devam edeceğini ön görüyorum.

Nihai olarak, akıllı otomobillerde kullanılacak işletim sisteminin bir Linux dağıtımı olması yüksek ihtimal. Ancak, epey bir değişiklik ve üzerinde çalışma gerekecektir. Gerçek bir akıllı oto işletim sistemi için yeni bir Linux dağıtımına hazırlanmak gerekiyor! Bu sistemi geliştiren kurum ve kuruluşların aynı zamanda sistemi dışarıya açarak ‘connected’ olmasını sağlamaları gerekecektir. Bunun getirdiği tüm güvenlik ve performans sorunlarını da çözmeleri gerekecek tabi ki… Aynı zamanda kendi içerisinde bir uygulama yöneticisi bulunmalı ki güvenilir kaynaklardan uygulama ve yamalar kurulabilsin.(Uygulama yöneticisi var ancak bunun otomobil sektörü için güvenlik politikalarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.) Bu sistemin getirdiği güvenlik risklerine karşı da Linux’un temel mimarisi genişletilmeli ve geliştirilmelidir.

  • IoT ve Entegre Sistemler (IoT and Integration Systems)

Internet of Things(Nesnelerin İnterneti) terimi son yıllarda çok ciddi anlamda yükselişe geçtiğini gözlemliyor olmalısınız. Bundan sonraki yaşamımızda ev, araba, çamaşır makinesi, süpürge makinesi, buz dolabından elinizdeki kaleme kadar hemen her şeyin internet ortamına entegre edilmek için akıllanacağını göreceğiz. Yazılım ve elektroniğin değeri ivme kazanarak artacak! IoT pazarıyla ilgili araştırma ve analizlerini incelemenizi öneririm. Şuradan başlayabilirsiniz.

Peki IoT’un akıllı bir otomobille olan bağlantısı nedir?

Otomobillerin genel yapısını bilirsiniz mekaniksel donanımlardan oluşan bir makinedir. Son yıllarda teknolojinin dahil olmasıyla birlikte “otomobilin beyni” diye tabirler üretilmiş, arıza tespit vb. bir çok konuda yazılımsal ve elektronik başlıklar otomobillerin sistemlerine girmiştir. Elektroniğin girdiği yere bir çok donanımsal parça girer ve yazılımı da kendisine dahil eder. Yazılımın girdiği bir yere de yüzlerce yeni fikir ve yaklaşım girer. Gelen yeni bir güncelleme ile aracınızın hızının artması(örn; Tesla Motors), pil tüketiminin azalması(örn; Tesla Motors) vb… Bir otomobilin kendi potansiyelini en güçlü şekilde kullanabilmek için dışarıya açık bir şekilde hizmet almalıdır. Bunun da yolu IoT sistemlerinden geçmektedir. Aracınıza yeni bir yetenek kazandırmak istediğinizde ilgili elektronik parçayı otomobilinize takarak yazılımını yükletmeniz(kendisi otomatik yükleyecektir) yeterli olacaktır. İster aracınızda sohbet etmek istediğiniz yapay zeka bir co-pilot, isterseniz akıllı evinizdeki buzdolabının içindeki yiyecek-içecek hakkında size bilgi verecek ve siz dışarıdayken bunları aracınızda size hatırlatacak ve bu ürünlerin en ucuzlarını bulabileceğiniz en yakın markete sizi en kısa zamanda(en uygun yolu bularak) götürecek bir entegre IoT sistemi satın alabilirsiniz. Hatta siz neden gidiyorsunuz ki? Aracınız evdeki ihtiyaç listenizi evinizdeki akıllı sistemle entegre olarak elde edebilir ve otonom olarak en yakın AVM’ye kendisi giderek “Cihan Özhan’ın X lokasyondaki evi için verilen SIP-12144234237984 no’lu siparişi almak için geldim.” diyerek(bu mesajı AVM sistemine iletmesi yeterli, konuşmasına gerek yok :} ) hazırlanan siparişi alıp eve götürebilir. Bu arada ilgili süreçler için de eviniz ve aracınız size anlık bildirimler, sms’ler göndererek durumdan haberdar edebilir. Mobil uygulama üzerinden de siz işteyken aracınızın nerelerde olduğunu takip edebilirsiniz. Sonra tek komutla aracınız ilgili işleri bırakıp sizi saat 17:00’de işten alacak şekilde görevlendirilebilir.

Otomobil görevlendirilebilir;

Görev : “Saat 8:00’da evin önünde ol ve çocukları alarak okullarına bırak.”

Bu görev için çocuğunuzun parmak izini, sesini, retina ya da kolundaki akıllı saati otomobile tanıtmanız yeterli olacaktır. Aracınız saati geldiğinde çocuklarınızın akıllı saat ya da telefonlarına sesli uyarıda bulunarak hazır olduğunu haber verebilir.

Görev : Araca taşıma yeteneği kazandırmak

Aracınıza verdiğiniz görev gereği X noktadan Y noktasına bir nesne taşıması gerekiyorsa belli IoT parçalarının entegre edilmesi gerekecektir. Bunun için belli sınır ve esnekliğe sahip araca dahil robotik kollar kullanılabilir ancak çok fonksiyonel değil, ilkel bilim kurgu filmleri gibi olurdu. Tabi ki gelişmiş bir hava drone’u kullanılabilir. O alanda da ciddi gelişmeler olmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarca enerji ve yük kapasitesi artan drone’lar görmeye devam edeceğiz. Bu drone’lardan alınarak aracın gövdesine(bagaj ya da üstünde bir yer) entegre edilerek yazılımsal olarak da aracın ana sistemi tarafından yönetilmesi sağlanabilir. Böylelikle drone’un tüm yönetim yetkileri otomobilin ana bilgisayarı üzerinden yetkiyle gerçekleştirilerek dışarıdan kontrole sunulabilir. Bundan sonrası aracın sahibinin mobil uygulamadan drone’u kontrol etmesine bağlı olacaktır. Gayet basit…

IoT alanında anlattıklarım sadece bir kaç örnektir. Bunlar ihtiyaç ve hayal gücüne göre bol miktarda gelişecektir. Aracın yan camlarını değiştir TV’ye dönüşsün vs… Mesela Sahas Katta‘nın Tesla arabaları için Google Glass entegrasyonu gerçekleştirmesi basit bir örnek. Büyük işler değil ama ne kadar yararlı hale gelebileceğini tahmin edebilirsiniz!

  • Bulut Bilişim Hizmetleri (Smart Car Cloud)

Otomobile entegre edilen her IoT cihaz ya da yazılım internete bağlanmaya ihtiyaç duyacağı için(anlık işlemler ya da belirli periyod ve zamanlarda veri almak ya da göndermek için) bu hizmeti sağlıklı şekilde sağlayacak Cloud Computing alt yapılarına ihtiyaç duyacağız. Buna prensip olarak CaaS(Car as a Services) diyebiliriz. Genellikle ‘streaming data’ işlemesine ihtiyaç duyacak bu mimaride standart ilişkisel veritabanı yönetim sistemlerinin çok az kullanılacağını ön görüyorum. Genellikle anlık olarak(Realtime) verinin iletilmesi, işlenmesi ve depolanabilmesi(streaming data) üzerine bir yapı oluşacaktır. Yani otomobilinizin bütünsel bir veriyi üretirken ürettiği kadarını anında gönderip görevine devam etmesi ve sunucuda işlenen veriyi geri alırken elindeki yeni görevleri de gönderip asenkron bir yapıda çalışabilmesi gerekir. Bu hizmetleri aracınız ile mobil uygulamadan iletişim kurarken kullanabileceğiniz gibi C2C(Car to Car) iletişimi için de kullanmanız gerekecek. Benim aracım benim iznim dahilinde birlikte ‘Off Road’, safari, gezi vb. yaptığımız arkadaşlarımın otomobillerine anlık lokasyon bilgilerimi iletebilmeli ve hatta aracımın teknik tutarlılık(motor, yakıt, hararet, enerji vb.) bilgilerini de anlık olarak paylaşabiliyor olmalıdır. Sırf bu işi yapan online topluluklar görürseniz şaşırmayın!

İhtimal dahilinde bir diğer durum da devletlerin her otomobil için bir izleme sistemini yazılımsal olarak zorunlu tutması olabilir. Her araç için sağlık, sigorta, aranma, muayene, şikayet vb. bir çok durum için çekirdek yazılıma bir haritalama sistemi API’si dahil ettirebilir. Kamusal bir çok alanda çözüm olur diye ön görüyorum.

CaaS : Gelecekte oluşmasını ön gördüğüm bir bulut bilişim hizmet modelidir. SaaS(Software as a Services), PaaS(Platform as a Services) gibi örnekleri mevcuttur(bnkz).

C2C : Gelecekte oluşmasını ön gördüğüm, iki ya da daha fazla akıllı otomobilin birbirleriyle iletişimini standartlara bağlayan ve bu alanlarda hizmet türüdür(örn; car-2-car.org). Örn; M2M(Machine to Machine)

  • Yazılım Uygulamaları (Smart Car Apps)

IoT ve bulut bilişim gereksinimleri üzerine anlattığım bir çok konuda yeni yazılımsal uygulamaların gerekliliğini ön görmüş olmalısınız. Bunların güvenilir şekilde otomobillere kurulabilmesi için uygulama depoları geliştirilmelidir. Eğer işletim sistemi Android tabanlı olursa Google Play gibi bir yapı bu ihtiyacı karşılayabilir. Ya da Apple’ın Apple AppStore örnek verilebilir. Ancak bu hizmet için marka, model ve platformlardan bağımsız yeni bir yapı üretilmesi daha olası görülüyor. Genel bir AppStore kurulmasının zor ve riskli yanları bulunmakla birlikte ihtiyaç olduğu da bir gerçek…

Bu AppStore mantığına şunlarda örnek verilebilir; Node.js Package Manager(npmjs.com), Visual Studio Nuget Package Manager(nuget.org)

Bu mecralarda yayınlanacak uygulamaların ilk aşamalarda ana donanımlara müdahale edemeyeceğini düşünüyorum. Bu tehlikeli olabilir. Ancak bir otomobilin geçtiği yerlerdeki çevresel, tarih ya da finansal bilgileri anlık ve sesli olarak paylaşmasının ana bilgisayarla hiç bir ilgisi yoktur. Otomobildeki sensör ve donanımların ürettiği-işlediği veriyi dışarı açmak ve bu uygulamaların kullanımına sunmak bile binlerce uygulama geliştirilmesine yardımcı olacaktır.

Ana bilgisayar sistemine müdahale edebilecek uygulamaların geliştirilmesi;

Bu aşamada öncelikle üretici firmaların Update(güncelleme), Upgrade(yükseltme) ve Patch(yama) adıyla yayınladığı yazılımların olacağı düşünülebilir. Sonrasında çeşitli ‘rooting’ araçları geliştirilmesi ve bunların bir sektör haline gelmesi dahi söz konusu olabilir. Motorun gücünün sınırlarını zorlamak için gerekli bir yazılım güncellemesi! Tabi çoğunlukla ya fabrikanın tavsiye etmeyip destek vermediği ya da yasal olarak izin verilmeyen süreçler olacağı için Store üzerinden ulaşmak zor olabilir. Ancak bir yazılımcı olarak motora müdahale ederek belirli yönlendirmeler yapacak bir yazılım geliştirmek isteyebileceğimi düşünüyorum. 🙂 Lastiklerin hava durumunu filan elde edip takip edecek oyuncak uygulamalar yazabiliriz. Lastik havası düşük ise motoru çalıştırma gibi… Sonra bir uygulama olarak satabiliriz. Fabrikalar da bunu görüp kendi ana sistemlerine dahil edebilirler…

Görüldüğü üzere mesele sadece akıllı otomobil değil, onun onlarca çevresel faktörü ve etkisi oluşmaktadır.

  • Güvenlik (Smart Car Security)

Elektronik ve yazılımın olduğu yerde güvenlik her zaman önemsenmelidir. Bir otomobilin elektronik ve yazılım sisteminde meydana gelen hata ya da programsal zafiyetler sonucu trafik kazaları ve hırsızlık gibi istenmeyen durumlar söz konusu olabilir. Bu gibi durumları önlemek için öncelikle yeni yazılım kütüphaneleri(frameworks) ve yazılım standartlarına-kurallarına ihtiyaç duyulacaktır. Ancak sonuç itibariyle kod bloklarının olduğu yerde hatalar ve zafiyetler kaçınılmazdır. Bu gibi sorunları önlemek için güvenlik firmalarınca üretilecek otomobil güvenliği yazılımları sektörel olarak gelişecektir. Bir zamanlar sadece bilgisayar güvenliği yazılımları vardı, şuan mobil güvenlik, internet güvenliği gibi başlıklar gibi yakın zamanda otomobiller için yeni güvenlik protokolleri geliştirilecek ve yeni antivirüs, güvenlik duvarı gibi ürünlerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Güvenlik katmanı sadece yazılım olarak ölçülemez. Elektronik donanımlarının üretim ve sonraki safhalarda çeşitli donanımsal trojan’lara maruz kalma durumlarına karşı elektronik güvenliği test merkezleri bağımsız kuruluşlar ya da devletler tarafından açılacaktır.

Otomobil sektörü için yazılım güvenliği yüksek öneme sahip olacaktır. Hatta şuan sadece bu alana yönelik çalışma ve pentest’ler yapan girişimler oluşmaya başladığını bile tahmin edebiliriz. Çünkü otomobiller anlık olarak internete bağlı çalışacak ve bunların hacklenmesi en hafifinden insanların can kaybına, suikast(!) gibi durumlarla karşılaşmasına neden olabilir. Nitekim kalp pili kullanmak zorunda olan insanların kalp pilindeki güvenlik zaafiyeti nedeniyle ölmeleri günümüz teknolojilerinde olağan bir gerçektir. Ve bu kalp pili hackleme senaryosu, Amerika’lı bir akademisyen tarafından gerçekleştirildi.

Amerika’da gerçekleşen son DDoS saldırısının IoT(Kameralar) cihazlar üzerinden yapıldığını düşünürsek, akıllı otomobillerin ne tür güvenlik riskleri barındırdığını daha iyi kavrayabiliriz.

  • Çevresel Haritalama & Sezgileme & Takip & Önleme

Bilgisayar sistemlerinin birbirleriyle entegre olması ve hesaplamaları kendi aralarında paylaşarak bütün bir hesaplamayı iş parçacıklarına ayırıp çok daha hızlı ve kısa bir sürede yapabilmesi prensibine genel olarak ‘parallel computing‘ ve bu hesaplamaları gerçekleştiren yazılımlara da ‘parallel programming‘ diyoruz. Örneğin Nasa’nın uzay hesaplamaları ve uzayı simüle etme gibi görevlerini ancak devasal süper bilgisayarlar gerçekleştirebilmektedir. O halde şöyle düşünülebilir mi? Dünya’daki internete bağlı olan cihazların bir kısmı birleştiğinde bile Dünya’nın en gelişmiş süper bilgisayarı olabilir.

Dünya’da otomobil sayısı her geçen gün milyonlarca adetler şeklinde katlanarak artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre sadece İstanbul’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 3 milyon 700 bin civarındadır… (İstanbul nüfusu : 14.03 milyon kişidir!)(eşittir 3.700.000 bilgisayar sokaklarda?). Peki İstanbul trafiğine kayıtlı SuperCarPC(3.700.000 otomobil = 3.700.000 bilgisayar) anlamına gelebilir mi diye sorabiliriz! Daha önceki başlıklarda da değindiğim üzere bu otomobillerdeki bilgisayar kapasitesini doğru şekilde değerlendirerek trafikle ilgili bir çok sorunu çözebilecek hesaplamalar yapılabilir. Trafik sorunlarına odaklanmış bir süper bilgisayar ağı!

mission_objectives

Otomobillerin akıllanması ve teknolojiyle donanması bir çok bilgisayar yeteneğini daha kavramsal hale getiriyor. Daha önce bahsettiğim üzere otomobillerin C2C modeline göre birbirleriyle entegre olması ve belirli protokol ve standartlara bağlanması, devletlerin ana sistemlerine entegre edilmesi sonucu bir çok ek yetenek kazandırmaya hazır hale geliyor. Google ve Yandex gibi haritalama sistemleri üzerine çalışan firmaları ve ürünlerini gözden geçirelim… Haritalama ve 3D görüntüleme için çeşitli otonom araçlar trafikte gezdirilmekte, hatta motosiklet ve otomobil sürücüleriyle özel anlaşmalar yapılarak kendi donanımlarını anlaşmalı araçlara monte ederek elde edilen veri üzerinden harita sistemleri güçlendirilmektedir. Etrafımızdaki araçlarının çoğunun ya da yarısının akıllı olması demek bu tür haritalama ve çevresel görüntüleme, görüntü analizi, veri analizi gibi işlemlerde kaynak sağlayıcı olarak değerlendirilerek tüm Dünya’nın yararlanacağı yeni çıktılar, hizmet ve ürünler olarak geri dönebilecektir. Aslında bu sayede Dünya’nın etrafında uçuşan uydu araçların işini hafifletebilecek ve hatta en az onlar kadar büyük iş gören bir hizmet alanı üretilebilecektir. Hatta bu tür online servislere ‘computing’ istemcisi olarak araç başına bir gelir modeli bile oluşturulabilir. Çünkü, bir otomobil beyni olarak çalışacak bilgisayarın donanım ve yazılımsal olarak normal bilgisayarlardan kat be kat fazla hesaplama yapabilir olacağını ön görebiliriz(Kendi içindeki hesaplama ve görevlerinin gereği böyle olmalıdır). Akıllı otomobiller odağında ürünler geliştiren Intel ve NVIDIA(TX1)‘nın ürünlerini incelemenizi öneririm.

C2C ve CaaS sistemlerinin gelişmesiyle birlikte aslında Dünya’nın en gelişmiş süper bilgisayarı elde edilebilir.

Öncelikle otomobil çalınması vb. olaylar yok denecek kadar az hale gelecektir. Bir otomobilin arızasını, sağlık durumunu anlaşmalı sigorta kuruluşları uzaktan öğrenebilir ve daha sorun büyümeden araç sahibiyle iletişime geçilerek muayene yapılması sağlanabilir. Bu maddi anlamda da kaynak tasarrufunun bir örneğidir.

Akıllı bir otomobilin merkezi devlet sistemlerine bağlanması sonucunda doğal afetler ve çevresel doğal olmayan tehlike durumları en kısa zamanda haber alınarak eşitli önlemler alınabilir. Aracın çevresindeki kamera ve sensörlerin bir yangını ya da sel felaketini görmesi-hissetmesi durumunda otomatik olarak afet sistemlerine lokasyon bilgisi ve görüntü ile haber vermesi gayet doğal ve kolay bir çözümdür.

Bilgisayar sistemleri, görüntü işleme, elde edilen verinin yapay zeka(deep learning) ile anlamlandırılması gibi yetenekler her yıl katlanarak gelişimini sürdürmektedir. Hal böyleyken araçların ürettiği veriyi anlamlandırarak, görüntü-ses analizi gibi tekniklerle görsel-ses arama ve tarama gibi ek yetenekler ile kamu güvenliği ve tehlikeli durumların önlenmesi sağlanabilir.

Şu ana kadar hesaplama yapan yazılımlar bilgisayarlara mahkumdu ancak otomobillerle birlikte yazılımlar sokaklara inebilecek ve gördüğü, yaşadığı herşeyi işleyebilecek imkana sahip olacaktır.

Bu sistemlerin yaygınlaşmasıyla artık TÜİK gibi kurumlardan akıllı otomobiller ile elde edilen verilerin analizi sonucu üretilen istatistik ve raporları da görebileceğimizi ön görüyorum.

  • Otomobiller ve Drone’lar
Rindspeed Σtos İsviçre merkezli Rindspeed, CES 2016'da Etos (Σtos) adlı fütüristik tasarıma sahip ve bir drone'a sahip modelini görücüye çıkaracağını açıkladı.

Rindspeed Σtos
İsviçre merkezli Rindspeed, CES 2016’da Etos (Σtos) adlı fütüristik tasarıma sahip ve bir drone’a sahip modelini görücüye çıkaracağını açıkladı.

IoT başlığı altında genel olarak özetlediğim bir ihtiyaç olabilecek drone’lardan bahsetmek istiyorum. Bir drone aynı zamanda IoT başlığının altında bir ürün gamıdır. Otomobilinizle doğa gezisi, safari, çöle ya da köye gittiniz! Hatta sahile çekip etrafı ve kendinizi çekmek istiyorsunuz! Ya da otonom aracınızı markete gönderip sipariş alacaksınız(IoT başlığındaki örnek gibi)! Bu gibi durumlarda aracınızda kamera ya da farklı işlevsel donanımların olduğu bir drone olması ciddi anlamda işinizi görecektir. Bu fikri aslında çevresel faktörlerden dolayı gemi, yat gibi araçlarda kullanılmasını daha öncelikle olarak görüyorum. Ancak otomobiller için de gereklilik arzettiği durumlar olacaktır.

  • Otonom Ağlar (Autonomous Networks)

Otomobillerin birer bilgisayar sistemi olduğunu göz önünde bulundurursak C2C ve onotomluk gibi yetenekler kazandırıldığında yapabileceklerinin kapsamı ciddi anlamda artıyor denebilir. Mantıksal ve hesaplama işlemlerinde neler yapabileceği aslında bu başlık altında örneklendirilebilir ancak Haritalama vb. gibi başlıklar altında otomobillerin bir süper bilgisayar olarak neler yapabileceğini örneklemiştim. Bunlar sanal otonom ağlara örnek verilebilir. Ancak fiziksel doğal otonom ağlar için de bir çok örnek hizmet alanı mevcuttur.

Eğer aracınızı belli saatlerde kullanıyorsanız(belkide 2. aracınız var ve çok nadir kullanıyorsunuz) diğer saat dilimlerinde hizmet sektöründen para kazanmak istemez miydiniz? Önceki makalemde belirttiğim üzere gelecek akıllı-otonom çalışan kargo-kurye-tedarik sistemleriyle yönetilecek. Peki otonom çalışan aracınızı belirli tedarik-dağıtım-ulaştırma başlıklarında hizmet veren firmalara kiraya vermek ve hem aracınızın boş zamanında para kazanmasını sağlamak hem de bu hizmeti veren firmaların gereksiz yere trafiği meşgul etmesine engel olmak istemez miydiniz? Siz kullanmıyorken aracınız yakın çevrenizde bir taksi olarak görev yaparak iyi bir gelir elde edebilir… Nitekim Uber benzer bir çalışma ile şoförsüz taksi hizmeti için hazırlıklarına başladı! Şuan insanlı araç paylaşım girişimleri bir hayli fazla var(örn). Ancak hedefimiz insansız olarak otomobilleri değerlendirmek olmalı!

  • Tarım Sektöründe Otonom Araçlar

cropped-boni_rob

Bir traktör bir otomobilin tarladaki ya da köydeki versiyonu olarak düşünülebilir. Hollanda da yapılan bir robotik çalışmayla insansız tarla sürme-tohumlama traktörü üretildi. Bunun basit bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Büyük arazilere sahip alanları sürmek ve tohumlamak, ekme-biçme gibi işlemlerin gayet doğal ve kolay bir şekilde insansız araçlarla yapılabileceğini ön görebiliriz. İlaçlama alanında tercih edilebilecek uçan drone çalışmalarının bir çok örneği mevcuttur. Bunun otomobil versiyonunu da robotik-otonom araçlarla gerçekleştirebileceğiz. Siz elinizdeki tablet sayesinde yapılacak işi tanımlayıp, en verimli tarla sürme metotlarını(algoritmalar) görsel olarak seçerek aracın bunu kendi başına yapabilmesini sağlayabileceksiniz. Açıkçası tam otomasyonun tamamlanmasıyla birlikte tarlaya elinizi sürmenize hiç gerek kalmayacaktır. Ürün ekiminden biçimine kadar tam otomatik gerçekleşip ürünler toplandıktan sonra paketlenerek otonom kargo sistemleri vasıtasıyla satış noktalarına yönlendirilebilecektir.

  • Yol İşaretleri & Işıklar ve Levhalar

Normal bir insan beyninin dış etkilere tepki verme süresi 0.3 ile 0.6 saniyedir. Kendini zihinsel ve refleks olarak geliştirenler kişilerde(sporcu, piyanist vb.) ise bu süre 0.2 saniyeye kadar inmektedir. Yani fiziksel olarak etkilere tepki verme süremiz bir bilgisayardan hızlı olamaz. Genelleme ile düşünecek olursak insanların geneli otomobil kullanırken daha az konsantre oldukları için bu tepki süresi de ciddi oranda artacaktır. Ve şunu unutmamalıyız; bu süreler beynin verdiği tepki süresidir. Yani henüz beden aktivitesinin başlaması ve tamamlanması arasındaki geçen süreden bahsetmiyoruz. Bu nedenle otonom araçların gelişmesiyle insan 5 duyu ve sezgilerinin sınırları ortadan kalkacaktır.

csm_BMW_3D_Car2Car_CityScenario_22a93cbe63

Bilgisayar, sensörler ve kameralar ile donatılmış güçlü bir sisteme sahip aracın diğer tüm çevresel faktörlerden elde edeceği bilgiler(görüntüler, sinyaller vb.) sonucu karar vermesi ve kendisini çok uzun mesafelerden dahi gerekirse frenlemek ya da yön değiştirmek gibi aksiyonları alabilmesi gayet normaldir. Akıllı bir otomobil kendisinden 150 metre ileride ters yönden çapraz olarak kendisine gelen aracın hız, yön ve varış süresini hesaplayarak aradaki çalılıklara rağmen durması ya da yönünü değiştirmesi ya da şoföre çarpışma riski sonucunu alarm olarak belirtmesi, kemer takılı değilse otomatik olarak takması vb. gibi yüzlerce hesap ve aksiyonu alabilecek bir vakte sahip olacaktır. İnsan ise çalıların arkasından bu aracın gelişini fark edemeyecektir bile. İşte C2C olayı da bu başlıkta kendini daha güçlü hissettirmektedir. Araçların insan gibi birbirleriyle iletişimde olması nedeniyle isteseniz bile bir aracı bir başkasıyla çarpıştıramayacaksınız demektir. Çünkü iki araçta mesafe-hız-yön vb. hesaplamalarla kaza riskini hesaplayarak gereken aksiyonları alacaktır. Bu aynı zamanda yasal zorunluluk olarak araçların yazılım sistemlerinde bulunması gereken özelliklerden bazıları olarak karşımızda olacaktır.

015_d

Sistemlerin akıllanması trafik yönetmeliğini de etkileyecektir. Bir trafik levhası artık insandan ziyade otonom araçların kamera ve sensörlerine sinyal iletmek üzere tasarlanacaktır. Araçlar buna göre hız ve yön kararlarını verecek ve kendilerini konumlandıracaktır. Trafik ışıkları da insanlarla değil otomobillerle bir kaç yüz metre önceden ‘sinyalleşip’ gerekli aksiyonu(yavaşlamak vb.) almasını isteyecektir.

Trafik ışıkları şuan bile ‘akılsız’ olarak çalışmaktadır. 30 araç bir yerde kırmızı ışıktan dolayı zamanın dolmasını bekler ancak yeşil ışık yanan yönde hiç araç olmayabilir. Bunu görüntü işleme ile yapay bir sinir ağı üzerinden karar vererek yapan trafik ışık yönetim sistemi olsa bu durum asla gerçekleşemez ve olası hesaplamaları yaparak eğer diğer yol boş ise dolu olan yol için kırmızı ışığı yakmayacaktır.

IoT, Robotik ve Cloud gibi ileri araştırma alanları için dijibil.com eğitimlerinden yararlanabilirsiniz.

@medium
@linkedin

Cihan Özhan

Yorumla

Yorum